Kaf Suresi, 16-26, 31-33 Ayetlerinin Tefsiri

Posted on Ekim 2, 2013

0


1170866_709108325770036_1478468550_n

Kaf Suresi’nde Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım; “Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz.” Vesveseyi yaratan da Allah “Ben biliyorum” diyor ne vesveseler verdiğini. “Biz ona şah damarından daha yakınız” diyor Allah. Şah damarı insanın içinde “Ben, ona daha yakınım” diyor Allah. İşte “Allah nerede?” diyenlere, buradan da cevap, Allah her yerde. “Onu sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederken” oturan hareket halinde değil, dünyanın konumunu da buradan daha iyi anlıyoruz, “sağında solunda oturan” diyor. “O, söz olarak (bir şey) söylediğinde mutlaka yanında hazır gözetleyici vardır.” Şu anda da bizi gözetliyorlar. Her insanın yanında var. “O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de “İşte bu senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir” (denildiği zaman). Ölümden önce bir sarhoşluk hali oluyor, her insan bunu görüyor; ölüm sarhoşluğu. Müslüman’da ölüm sarhoşluğu sevinçlidir, kâfirde çok ıstıraplıdır. Müminde sevinçlidir.

Sur’a da üfürülmüştür. İşte bu tehdidin (gerçekleştiği) gündür. Sur belki de bütün insanların ruhlarının birden savrulduğu bir sistem. Belki boruyu andıran bir sistem. Bütün ruhların savrulduğu çünkü bak “yüzdükçe yüzerek gidenlere” diyor Allah. “Her bir nefis yanında bir sürücü”  demek ki, bir vasıta ile gidecek müminler ahirette “yanında bir sürücü” sürücü olması için, vasıta olması lazım. “Ve bir şahit ile gelmiştir.” Müslüman yanında onu destek sürücü dost, yanında ki sürücü, şahit de dost. Çünkü müminin öyle bir desteğe ihtiyacı oluyor, Allah onu sağlıyor. Tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar diye. “Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin” yani bunun farkında değildin diyor Allah, gaflet içindeydin. “İşte biz de senin üzerinde ki örtüyü açıp-kaldırdık.” Demek ki, bizim sistemimiz bir örtüye dayalı, örtüler var demek ki. Örtüler içerisinde yaşıyor insanlar. Boyutlar içinde yaşıyorlar, “örtüyü açıp-kaldırdık.” O boyutu kaldırdık. “Artık bu gün görüş gücün keskindir.” Yeni bir boyut içindesin diyor Allah. “Görüş gücün keskindir” şu an fluluk orada yok, çok daha keskin. Daha üç boyutlu ve daha net, sesleri daha keskin duyuyor, görüntüyü, kokuyu çok daha keskin alıyor, dokunma hissi daha keskin. Ölümde bu oluşuyor. Onun için o kalkanlar ahirette “bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?” diyorlar. Herkes uykudan kalktığının kanaatinde oluyor. Net uyku olduğuna inanıyor ama samimi olarak inanıyor. Çünkü kalktığı vakitteki keskinlik ile bu kıyaslandığında bu hayat, net uyku bu. Yani öyle hani “yok canım” denecek gibi değil bir insan için, diyebileceği gibi değil. Dinsizin de kabul edeceği gibi. Mümin zaten kabul eder iman eder de. Ama kıyas ettiği vakit. Çünkü biz nasıl oluyor?  Mesela uykumuzdan uyanıyoruz, bazen net rüya görüyoruz, kıyas yaptığımız için bu dünyaya geldiğimizi anlıyoruz. Hatta uyanıyor adam uyanıp uyanmadığına da emin olamıyor değil mi? Diyor “hangisi gerçekti? O muydu bu mu acaba?” diyor. “Bu daha gerçeğe benziyor” diyor. “Su içiyorum” diyor işte maddenin sertliğini falan kontrol ediyor ama yine de tereddüt ettiği de oluyor, hangisinin rüya hangisinin gerçek olduğuna. Ama ahirette, o kadar şiddetli keskinlik var ki, bu dünya net flu göründüğü için, rüya olduğuna inanıyor dünyanın. “Onun yakını olan melek dedi ki: İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey.” Bu küfür ehlini de yanında melek götürüyor bak “olan şey” diyor. İnsan olarak da kabul etmiyor onu. Cisimden bahseder gibi bahsediyor, “yanımda hazır olan şey” yani imansızlığının verdiği tiksinti ile melek onun imansızlığından çok rahatsız oluyor. Onun için ona “şey” diye hitap ediyor mümin demiyor, insan da demiyor “şey” diyor. “İnsan” da demiyor “şey” diyor. Mühim olan şey, yani cisim. Bir varlık yani, inşaAllah.

Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine,” (Kaf Suresi, 24) cehennemin içine atılırken, iki tane melek yardımıyla oluyor. Melekler kolundan tutup atıyorlar. O kendi gitmiyor. Melekler de, onlara da Cenab- Allah özel güç verdiği için direnilecek gibi değil. İnsanın direnebileceği gibi değil. Yani çok acı kuvvetleri var. Yoksa direniyorlar yani gitmek istemiyorlar da onlar sürükleyerek zorla götürüyor. “Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,” (Kaf Suresi, 25)Bak, sırf küfür değil. Bak, Cenab-ı Allah ne diyor “Hayra engel olması.” Hayır olan her şeye engel oluyor: bir. İki: saldırgan, terörist. Kan döküyor. İnsanları öldürüyor. Acımasızlık yapıyor. Üç: şüpheci. Samimi iman edebilecekken şüphecilik tercihi oluyor. Bunları Allah “alıp atın” diyor. Ama bu şartlar gerekiyor. Yani bak, hayra engel olması, saldırgan olması ve şüpheci olması. “Ki o, Allah’la beraber başka bir İlah edinmişti…” (Kaf Suresi, 26) Müşrik, şirk ehli ki o bağnazlar mesela müşrikler. Allah’tan başka ilahlar ediniyorlar. “Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.” (Kaf Suresi, 26) Müminleri Allah korurken, bu melekler şiddetli azabın içine onları atıyorlar. Ama mümin onu gördüğünde cennete olan sevgisi daha artıyor, Allah’a olan sevgisi de daha artmış oluyor. Bu müminler için ihtiyaç olan bir şey. Yani Allah’ın intikam aldığını görmek, imanla küfrün arasındaki farkı görmek, kendisinin mükâfatlandırıldığını görmek, aksini yapanların cehenneme gittiğini görmek. Çünkü aksini yapana hiçbir şey olmazsa yine o yakışmaz Allah’ın adaletine. Onun için Cenab-ı Allah yapmıyor onu. Gerçeği ne? Gerçeğini Allah biliyor. Gerçeğini biz bilemiyoruz. Yani cehenneme atılanların ruhu nasıl, şuuru nasıl, bilinci nasıl biz bunu bilmeyeceğiz. Yani nasıl bir görüntüdür, nasıl bir varlıktır, nasıl bir cisimdir onlar bilmiyoruz.  Ama biz baktığımızda göreceğiz. Ama gerçeği Allah katında olacak. Bu da bir ledün ilmi. “Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, yakınlaştırılmıştır.” (Kaf Suresi, 31) Demek uzakta değil cennet. “Uzakta değil” ne demek? “Çok yakın” demek. Bu da işte zaman, mekân oynamalarının insandaki tezahürleri. “Yakınlaştırılmıştır” ne demek? Boyutu kaldırdığında, iç içe olursun. Ama zaten “uzak değil” diyor Allah. Çünkü mesafe yok. Boyut kalktı mı iç içe olmuş oluyorsun. “Yakınlaştırılmıştır” bu, inşaAllah. “Bu, size vadolunandır;” diyor Allah, “yönelip-dönen (İslam’ın hükümlerini) koruyan,” (Kaf Suresi, 32) “onlar içindir” diyor. “Allah’a yönelip-dönen (İslam’ın hükümlerini) koruyan” “Görmediği halde Rahman’a karşı ‘içi titreyerek korku duyan’ ve ‘içten Allah’a yönelmiş’ bir kalp ile gelen içindir.” (Kaf Suresi, 33) İçten, samimi olarak Allah’a yönelmiş olmak gerekiyor.

Reklamlar
Posted in: Kaf Suresi